Apollo ve Daphe’nin Trajik Hikayesi
- Sude Kılıç
- 10 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Aşk Değil, Kaçış: Apollo ile Daphne’nin Trajik Mit’i
Efsaneye göre Apollo ve Daphne’nin hikâyesi, Apollo’nun herkesi korkutan, dehşet verici büyüklükteki bir yılanı öldürmesinin ardından başlar. Apollo, Python’u bin okla deldikten sonra cansız bedeninin üzerine Delphi Tapınağı’nı kurar. Bu tapınakta ünlü kâhin Pythia görev yapar ve bu zaferi kutlamak için kutsal oyunlar düzenlenir. Daha sonraları oyunlardan birinde Eros okunu gerer. Bunu gören Apollo:
“Küstah çocuk, bir erkeğin silahlarıyla ne yapıyorsun? O silah tam omuzlarıma göre; çünkü vahşi hayvanları bile rahatlıkla vurabilir, düşmanlarımı yaralayabilirim. Sen yanan ateşinle gizli aşk ateşlerini körüklemelisin, benim şan ve şöhretime sahip çıkmaya değil!” der.
Bu söze öfkelenen Eros bir dağın tepesine çıkıp iki ok çeker. Bu okların biri aşkı alevlendirir, diğeri ise söndürür. Sönen aşk oku Daphne’ye isabet eder; alevlendiren ok ise Apollo’yu kemiğine kadar yaralar.
Artemis’e özenen Daphne, birçok potansiyel sevgilisini reddederek zamanını ormanda, ormanı keşfederek ve avlanarak geçirmeyi tercih eder. Kendisini ebedi bekârete adar. Babası, nehir tanrısı Peneus, onun evlenmesini gönülden ister; ancak Daphne uzun süre babasına yalvarır. Peneus, kızının ısrarlarına dayanamayarak bu isteğine razı olur. Fakat Daphne’nin akıl almaz güzelliği Apollo’nun dikkatini çeker ve onu görür görmez âşık olur.
Apollo, Daphne’ye seslenir fakat Daphne kaçmaya başlar. Apollo, kızın onu avcı sandığı için kaçtığını düşünerek kendini tanıtır ve bir yandan da Daphne’yi kovalamaya devam eder. Daphne kaçarken, Apollo peşindedir. Bu sırada Eros bir ok daha atar; bu ok Apollo’nun tutkusunu artırırken Daphne’nin yürüyüşünü yavaşlatır. Biri kaçar, diğeri kovalar; Apollo bir taraftan “Kaçma, seni seviyorum!” diye bağırır. Daphne ise korkuya kapılır ve koşmayı sürdürür.
Aralarındaki mesafe gittikçe azalır. Bir an gelir ki Daphne, Apollo’nun nefesini saçlarının arasında hisseder. Artık kurtuluş imkânı kalmadığını anlayan Daphne aniden durur, ayağıyla toprağı kazır ve şöyle bağırır:
“Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru!”
Bu içten yakarış üzerine Daphne, organlarının ağırlaştığını ve odunlaştığını hisseder. Göğsünü gri bir kabuk kaplar; kokulu saçları yapraklara dönüşür; kolları dallar hâlinde uzar; körpe ayakları kök olup toprağın derinliklerine dalar ve bir defne ağacına dönüşür.
Bu manzara karşısında şaşkına dönen Apollo, Daphne’nin ağaç oluşunu üzüntü ve hayretle seyreder. Ardından ağaca sarılır ve sert kabukların altında hâlâ çarpmakta olan kalbini hisseder. Sonra şöyle der:
“Daphne, bundan sonra sen Apollo’nun kutsal ağacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların başımın çelengi olacak. Değerli kahramanlar, savaşlarda zafere ulaşanlar hep senin yapraklarınla alınlarını süsleyecek. Şarkılarda, şiirlerde adımız yan yana geçecek.”
Bu sözler üzerine Daphne, dallarını eğerek Apollo’yu saygıyla selamlar.
Bu hikâyede aslında aşk yoktur; daha çok kaçış, özgürlük isteği ve reddedilmiş ilahi bir duygu vardır.
Yazar&Tasarım:Ezel Aktaş






Yorumlar